| | Üretsiz Blog oluştur

Şiirimin Dili

Yüreğin dile geldiği, şiirin kalp diye attığı site...

 

Yarınları Yok Dünlerin

Gözbebeğimde kaybederken gülüşlerimi,
Akisleri silindi var oluşumun…


Bugünlerden çok uzaktı belki,
Acıbadem tadında, yanık kokulu,
Balçık kıvamı ümitlerim vardı eskiden…
Lades kemiği kadar açıktı bahse,
Ve onun kadar kırılgan…

Yurtsuz kalmış mülteciler misali,
Yarı ıslaktı uykularımın yastık altları,
Mağrur ama ürkektiler işte…
Pençeleri sökülmüş aslanlar gibi,
Bilemedim…

Gölgesinde kalırken, yeis ağlarının,
Pusu kurar oldum dün düşlerine
Ertesini çoktan yitirmiştim oysa
Avuçlarımda hüzzam bestelerin notası,
Ve rüzgârların esintisi çatlamış yanaklarımda…

Silinirken gözbebeklerimdeki ışığın aksi,
Gölgeler düşer olmuş yarınlarıma,
Geleceği çalınmış, hayat misali,
Avunur dururum çocukluğumla…

MutedilDalgalı 

Etiket :
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:42
Yorumlar :1
 
 
 
 

İnfilak Kokan Veda


Yüreğimden usulca çek ellerini
İnfilakım yakın, durdurma beni…


Mevsimin sahte esintisine aldırma bu gece,
Bırak karanlıklar boğuşurken ay ışığıyla,
Sen gözlerimden azat et gözlerini,
Her haykırışa, bir sükût eşleştirip
Düşlerimin ıslaklığından damıt kendini.

Öyle kurşuni sevdaların ayazı olma
Bahar kokan volkanımda ısıt gövdeni.
Avuçlarımın arasına sıkıştırıp,
Gizlediğim hayallerimin mazisi olma
Ürkek bakışlarımdan soyutlayıp da
Son defa gözümden akıt kendini.

Yokluğun siyahlar çizerken güne,
Sen dünlerimde silikçe kalma,
Duyma sinsice bakan sessizliğimi,
Giderken ardında ümit bırakma

Yüreğimden gizlice çek ellerini
Yakındır infilakım sakın durdurma…

-MutedilDalgalı-
Etiket :avuç , infilak , sinsi , volkan
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:41
Yorumlar :1
 
 
 
 

--Sevilmeden Yaşamak--

İçinde acının izleri varmış hala
Her darbe daha da büyütmüş onu.
Karanlık günlerin acısını, loşluklardan çıkarmış,
Aydınlıkları tanımış, unutunca kim olduğunu.
Belki sokak kadını demiş birileri,
Bilmeden.
Gece yarıları eve gelişini yadırgamış bazıları,
Kovmuşlar, dinlemeden.
Her gecenin ayazında, sarılıp yavrularına,
Allah’a sığınmayı öğretmiş.
İsyan etmeden.
Ne çocukluğunda tatlı bir kız olmuş,
Ne kocasının aşık olduğu, güzel kadın.
Sevgiyi bilmemiş, anne denmeden.
Çekilince insanlar gecenin mahurluğunda,
Tatlı uykulara,
Düşermiş kadıncağız yola,
Kimselere görünmeden.
Bulduğu üç beş parça plastik olurmuş yarının nafakası,
Uyutunca yavrularını,
Kapıyı kilitlermiş üzerlerinden.
Sabaha karşı dönermiş eve,
Caddeler o denli tanıdık,
İnsanlar o denli uzak.
Bir "aah" çekermiş derinden.
Soğuktan titriyordu ona rastladığımda,
Bakışları ürkek, gözleri kocamandı.
Sordum "neden"?
İşte böyle dedi ve anlattı birer birer,
"Hiç ağlamadım" dedi,
"Ağlayamadım hiç ben.
"Yavrularım için herşey,
Utanmadım kirli ellerimden".
Sustum sadece, gel desem olmazdı bilirim,
Anlar gibi baktı gözlerime,
Dedi " kimseler sevmez beni oysa anayım ben"
Sözler tıkandı boğazıma,
Yutkunup kaldım öylece,
Utandım rahat geçmiş gecelerimden.
Son sözü çınlar hala kulaklarımda,
"Yarı aç yaşanır kızım da
Yaşanmıyor sevilmeden."

Mutedildalgalı 

Etiket :anne , , karton , çöp
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:40
Yorumlar :0
 
 
 
 

Ölüm Kokan Firar


Ana yüreğiydi buruk kalan geride.

İçinde sıla hasreti tutuştu daha gitmeden.
Biliyordu nasıl hayal kırıklıkları var sırada.
Boğazında yumrularla, dudağını kemirerek.
Mor menekşelerin kokusunu yüklendi sırtına.
Başak tarlalarındaki kuşların sesini kaydetti hafızasına.
Yüreğini anasının ardından döktüğü bir tasa suya bıraktı.
Gitmeliydi elbet, kaçamazdı böyle,
Adına neler yazılırdı kim bilir dönseydi ana kucağına.

Dayak izi silinirdi de;
Ya namus lekesi…

Kurtulacaktı artık babasından da,
O kocası olacak, baba yaşıtı adamdan da.
Beş ineğe satılmışlığına mı yansaydı,
Ardından günlerce dayak yiyecek anasına mı?
Gitmeliydi bir seher vakti,
Tan ağarmadan daha, kaçmış olmalıydı.
Sarılırken son kez kokusunu aldı anasının.
Doyamadı elbet bir kez, bir kez daha.
Bir tutam saçını aldı anacığının, bir de yemenisini.
Kardeşlerine bile görünmeden kaçtı biçare.

Son kez baktı kır çiçekleriyle örtülü,
Mazisinin koşuşturduğu ovalara.
Ardından neler söylenecekti kim bilir.
Adını kimlerle yakıştıracaklardı.
Bir sevdiği bile olmamıştı oysa.
On üçünde bir çocuk ne anlardı sevdadan.
Gelin etti babası onu güya.
Beş süt ineğine verirken, askerlik arkadaşına.
Üç kumanın üstüne dördüncü gitti Aybala.

Gizliden okul arkalarını dolandı hep.
Belki üç beş söz çarpar diye kulağına,
Evin en küçük kadını olmaktan çok okumamışlığı acıtırdı onu.
Kararını verdiğinde, gidip anlattı anasına.
Ha öyle ölmüşüm, ha istediğim uğurda.
Hüznün saçlarına vurduğu, dert yükü anası
Önce acıyla büküp dudağını, kabullendi,
“Kurtar kendini dedi kaç git Aybala”

Çözüm değildi ama isyan ayyuka çıkmış,
Hayat kısa.
Ölümü göze aldı, kendi olmak uğruna,
Yaşayacaksa şayet, istediği gibi,
Yaşamayacaksa daha fazla tahammüle ne hacet?
Koca dediği adamın altınlarını saklayıp çıkınına,
Bambaşka diyarlarla süsledi düşerini
Kısacık ömrünü alıp ardına,
Sıyrıldı dünyasından “kadın” olmak adına.

MutedilDalgalı 

Etiket :firar , hacet , kadın , kuma , töre , ölüm
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:39
Yorumlar :0
 
 
 
 

Yitik / Anılar

Sis bulutu çökmüş Ankara’ya,
Varlığındaki, yokluğun kadar,
Acıtmıyor kâbuslar.
Zira her şey silik...
Anılarım gibi üstelik!

Yıldızları savuran ayaz,
Dondururken mimiklerimi,
Yüreğim hiç üşümüyor.
Hayalimdeki bir çift göz ısıtıyor içimi,
Oysa mazideki her şey ezik,
Penceremse puslu...
Anılarım gibi üstelik!

Korkmuyorum uyuşmuş bedenimin donmasından,
Nasılsa nefesin yetecek gevşemesine...
Böyle bir Ankara akşamına atacaksın imzanı,
Geleceksin biliyorum.
Donmuş kirpiklerimdeki siluetin,
Yaralı askerler kadar yenik,
Anılarım gibi üstelik!

Senin izin düşmeden, ruhum düşecek bedenden
Hissediyorum, beklemedeyim...
Geleceksin, içimdeki ses söylüyor,
Bil ki; düşüyor sensizlik.
Yetiş istiyorum sadece,
Yitik...
Siliniyor ömrüm hayat defterinden.
Anılarım gibi üstelik!

MutedilDalgalı 

Etiket :ankara , anı , ruh , siluet , yenik
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:38
Yorumlar :0
 
 
 
 

Adı YAĞMUR Kalacak

Sırılsıklam caddede,
Yapayalnız bir çocuk...
Yalınayak,
Yarı ağlamaklı,
Öyle bezmiş ki varlığından...

Ya gözleri?
Gece siyahı...
Kederinin renginde.
Keşke diyorum keşke
Uzun kirpikleri kadar güzel olsaydı hayatı,

Yağmur son sürat...
Kirpikler ıslak,
Lakin yağmur mu yoksa yaş mı ıslatan?
Üşüyor,titriyor elleri,
Susmuş,
Korkmuş,

Bakıyor dünya güzeli gözleriyle,
Yağmur şiddetlendikçe,
Küçülüyor bedeni,
O küçüldükçe duvar büyüyor.
Kirpikleri...
Islanıyor.

Ağlamıyor kederli gözleri,
Yağmura hükmediyor artık,
Başını kaldırıyor ürkekçe...
"Bit artık, bit"
Bitmiyor...

Kaderine razı; yürüyor yavaşça,
Yağmur damlaları , ıslatacak...
Korkmuyor.
Yetişemiyorum, ısıtamıyorum onu.
Soramıyorum adını...
Ama bende adı:
"Yağmur" kalacak.

-MutedilDalgalı-

 

Etiket :cadde , korku , yağmur , çocuk , ıslak
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:36
Yorumlar :0
 
 
 
 

Yarım Kalmış Sözlerin İsyanı

Gözbebeklerime yansımış ağusu
İzlerinde kaybolmuş geçmişimin.


Tırnaklarımla kazmışım umutlarıma son darbeyi.
Düşlerimi rehin almış, varlığının soğukluğu,
Dilimde etkisiz kalmış söz kitleleri,
Buruk bir tattan ibaret, yaşanmışlıklar.

Öfkenin yerleşmiş kokusu, tenimde,
Yok oluşumun çığlığında saba şarkılarım.
İç çekişlerde sonlanmaya gebe karmaşa,
Tarifi yok muallâklarımın.

Sükûtun söze başkaldırdığı anda, duygular,
Kırıklıkların kapı arkası edildiği,
Sözde hırçınlıklarda eksik yanım.
Bıçağın kemiğe dayandığı noktada,
Geçmişe sevda karası çalınmış,

İzini silmeye çalışırken her seferinde yeni başlangıç.
Anılar geçer mütemadiyen,
Silsen de alındı sayılmaz ki hesabı yılların.
Sus pus duygularda haykırırken, ihanete öfkemi
Yerle bir olmuş mazi izlerini kana buladım.

Yer gök benden ibaret artık
Siliniverdi, fütursuzca sana inanmışlığım.
Hüzünden yüz çevirmiş, isyandan uzak şimdi.
Kim bilir kaç kez, yok sayılmış kadınlığım.

MutedilDalgalı 

Etiket :
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:35
Yorumlar :0
 
 
 
 

Elma Kurtları

Yıllar, kalın bir perde çekti,
Çocukluğuma...
Zaman koşturdu üzerinden,
Deli taylar misali.
Dönmek imkansız belki,
Ama anmak güzel şey maziyi,
Bir de özlemek olmasa...

Dedem iğde alırdı bize, naylon terlikler satıp.
Ninemin anlatacak hep farklı masalları olurdu,
Bilmezmiş, uydururmuş oysa,
Yeni anlıyorum.
Babam hep nane şekeri getirirdi akşamları,
Ağzın hep güzel koksun derdi,
Çok özledim...
Hani benim nane şekerlerim?

Sen kızsın çıkma ağaçlara derdi hep annem.
Gizli gizli çıkardım elma ağaçlarına.
Hiç kimsenin meyvesini çalmadım,
Ama tüm komşu ağaçlarının tepesinde dolaşmışımdır.
Hayaller kurardım ağaç tepelerinde,
Hiç biri olmadı,
Kimseler bilmedi ağaçlara neler anlattığımı,
Tek tanıklarım, elma kurtları...

Hadi döndürün beni geçmişe,
Nerde elma ağaçları?
Hayallerim,
Dedem, ninem,
Ya onun anlattığı,
Mutlu sonla biten uydurma masalları...
Bir ben kaldım maziden geriye,
Bir de arada bir rastladığım,
Elma kurtları...

MutedilDalgalı 

Etiket :
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:35
Yorumlar :0
 
 
 
 

Çalışan Anne

Soğuktu elleri gece kadar,
Gün doğumuna karamsarlıkla bakardı hep,
Gecenin sabahla buluştuğu noktada,
Başlarken kavga,
Ne baba bonkörlüğünde,
Ne anne şefkatindeydi hayat.
Ana ocağından çıkınca bitiyordu saltanat.

Çalışmak şarttı elbet,
Lakin geride bırakılan yavrular…
Onları bu büyük sınava tabi tutmaya,
Hakkı var mıydı hayatın?
Neden yetmez oldu maaşı babanın?

Ne yıkılan yuvalara merhamet etti,
Ne de yavruların ana hasretine.
Çalış bakalım dediler,
Gelene kadar elli sekizine.

Ne eşliğini bildi, ne kadınlığını
O hep görevini işyerinde yaptı.
İşçiydi, işçi kaldı.
Hep ödün verdi kendinden,
Evde bebekleriyle vuslat,
İşte bebeklerine özlem.

Ah baba parası dedi,
Tatlıydı da ne vardı çekip gitmeseydi.
Ne anneliğini hissedebildi,
Ne eline geçen aylığın saadetini,

Ağlamak istese sebep bulamazdı.
Çalışmak bana göre değil dese,
Kimse anlamazdı.
Ne tembelliği kalırdı söylenmedik,
Ne de hazıra konan vurdumduymazlığı,
Ne bilirlerdi
Yavruların arkadan nasıl baktığını.

Bugünde benim için gitme anne
Gitme…
Çalışmalıydı elbet
Hayat buydu,
İşine gelirse…

-MutedilDalgalı-
Etiket :anne , ekmek , emek , evlat , , para , özlem
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:33
Yorumlar :0
 
 
 
 

Durdurun Bu Kanı!

Nasıl bir pusudur bu, analara ağıt mı?
Her yürek ayrı acı, feryat figan içinde.

Al bayrağa sarılmış, şehit kanı süzülen.
O gülerek yollanan yiğit evlatlar nerde?

Kokusu burnundayken, şehit haberi gelen,
Kuzum diye ağlayan analara, yok çare.

Vicdanının sesine kulak tıkamış kimi.
Kimimiz eğlenirken, ateş düştüğü yerde.

Yürekleri kemiren, ocakları söndüren
Birileri dur desin, bu terör lanetine.

Acı büyütülürken, tek teselli mertebe,
Rabbim aldı onları o eşsiz cennetine.

Lakin yürek dayanmaz, yaş gözden süzülürken,
Vatanımın uğruna can veren şehitlere.

Acı ortaktır elbet, ama en çok üzülen,
Ya Rabbi sen sabır ver, bütün sevenlerine.

Ey hükümet, ey devlet, ey erkan-ı muhterem,
Şimdi iyi işitin bu sözlerim sizlere;

Bu ateşin harını kimler sonlandıracak?
"Ya bu kanı durdurun,
Ya millet durduracak!"

-MutedilDalgalı-
Etiket :ateş , kan , şehit
-MutedilDalgalı-
19 Nisan 2008
03:31
Yorumlar :1
 
 
 
 
 
web stats web stats