Dişi Kuşun Vedası
Çalıların ardından geldi cıvıltıları,
Kıpır kıpır ayak sesleriyle.
En çok çalışanından belliydi dişi olduğu.
Ağzına sığdırdığı dal parçalarıyla,
Pür telaş yuvasını kurmaya çalışıyordu.
Yüreğim de şenlendi onlardaki heyecanla,
İçim coşa geldi birden,
Öyle hızlı öyle sıcaktı ki hareketleri,
İzlemeye koyuldum başım ellerim arasında.
Bir sapan yayı gerildi birden, ses çınladı;
Uğultusunun ardından; sendeledi ürkekçe,
Yorgun bir beden düşüverdi yere, usulca.
Ağzında dal kırıkları, yüreğinde umutları;
Ve geride donakalmış hayatı;
Göğsüne saplanmış minik taş parçasında.
Eşine bakakaldı dişi kuş;
Dört döndü etrafında, çığlık çığlığa,
Yüreği fırlayacak yerinden, nefes alışı düzensiz,
Bir yuvasına uçtu, bir hayat arkadaşına.
Dokundu gagasıyla kan sızan, can alıcı yaraya
Çare yok gitmek gerek, beden boş kaldı,
Dişi kuş yarım…
Tüm gücüyle yüklenmeye çalıştı cansız bedeni,
Düşürürken yere, avaz avaz öttü.
Son kez baktı umudun tükenişiyle biten hayata.
Kımıldayamadan daha, boynu hafifçe yana düştü.
Bilinçsizce eğildi başucuna, anlayamadım;
Belki son vedasıydı, belki de son öpüştü.
-MutedilDalgalı-

